Arşiv İncelemesi 1: Electrical Experimenter

Image
Bugün 1900'lerin gazete arşivlerinden ilgimi çeken, içinde bolca elektriksel fikirler içeren, 1000 sayfalık bir arşivi incelemeye karar verdim. Bu inceleyeceğim kesit, ilgimi çekenlerden biri. İlk ilgimi çeken: Bir denizaltı silahı. 1900'lerde savaşın etkisiyle yaşanan buhranlar ve hırsın sonucu, hali hazırda gelişmiş olan teknolojilerin de etkisiyle birlikte mucitlerin, zihinlerini dünyaya fayda sağlayacak olan buluşlar yerine yıkım silahlarına yormaları kaçınılmazdı. Çünkü dünya yüzyıllardır oturdukları koltukların altın varaklarını yalayan akbabalar tarafından kaosa sürüklendiğinden, içinde doğup büyüyen insanlar distopya sayılabilecek bir gerçeklikte, içinde bulundukları karanlığa zihinlerini, kendileri bile fark etmeden adapte ettirmek zorunda kaldılar. Ve daha da korkuncu, bu onlara hiçbir zaman karanlık gelmedi.  İncelememize geçelim: Öncelikle kullanılan 1900'ler ingilizcesi tarafından mahvolduğumu belirtmeliyim. Hala bazı kullandığım terimler hakkında teknik açıdan...

TEKNOLOJİ VE İNSAN

Yazıya başlamadan önce şu soruyu sormak istiyorum; Teknoloji ve bilim nedir?

Eğer bu soru bana sorulsaydı ben; Teknoloji ve bilimin, insanların ilkel çağlardaki merak etme ve sorgulama içgüdülerinin gelişerek, evrimsel süreç ve yıllarla birlikte daha gelişmiş bir hal alması sonucu ortaya çıkan, aynı zamanda insan ırkının da gelişmesine büyük katkı sağlayan iki önemli alan olduğunu söylerdim. İçgüdülerin zihinsel evrimle birlikte geliştirdiği, ırkımızın sahip olduğu belki de en büyük avantaj olan evreni algılayabilme kapasitemizin uzantıları ve sebepleri. Bildiğiniz üzere canlılar sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda zihinsel ve algı olarak da zaman içinde evrim geçirir. 



Doğaya baktığımızda her hayvan ırkının kendisine göre avantajları olduğunu görüyoruz. Bu avantajlar bulunduğu ortama göre ırkların yaşamını kolaylaştıran ve onların adaptasyon olanaklarını arttıran, doğal seçilim tarafından elenmemelerine yardımcı olan mekanizmalardır.

İnsan ırkı için bu avantaj, insanın ilkel çağlarındaki bazı içgüdülerdir. Yaşayabilmek için sorgulamaya, merak etmeye, aletler yapmaya, ve algılama kapasitemizi geliştirmeye ihtiyaç duyarız. Tüm bunların bir sonucu olarak da bilim ve teknoloji doğar. Biz ancak bunlarla birlikte yaşamımızı sürdürebiliriz. Hiçbir insan olduğu gibi çıkıp bir aslanla güreşemez. Çünkü fiziksel olarak yeterince avantajlı bir ırk değiliz. Bu sebeple insan ırkı kendisini dünya üzerinde bulunan hiçbir ırktan üstün görmemelidir. Aynı şekilde bir aslan aletler yapamaz veya uzayı algılayamaz. Dediğim gibi bu ırklara özgü bir gelişimdir. Tüm bunların yanı sıra ırk olarak kendimizi arındırmamız gereken bizim için artık fayda sağlamayan, hatta bize zarar veren içgüdülerimiz de var. ''Yaşamak için gerekirse yok etmelisin'' içgüdüsü sebebiyle yaptığımız sayısız savaşlar, içinde bulunduğumuz gezegene verdiğimiz zararlar...

Belki de insan ırkında bu tarz bir özelliğin olması doğanın kendi ayağına sıkmasıyla eşdeğer bir durumdur, kim bilir? Bu konu oldukça geniş bir konu olmakla birlikte, bu konuya daha sonra derinlemesine yoğunlaşacağımı belirtmek isterim...

Teknoloji ve bilim konusunda yaptığım gözlemler sonucu, geçmişten gelen dogmaların da etkisiyle birlikte teknolojiye karşı büyük bir önyargı var. Komplo teorilerini baz alarak yapay zekanın gelişimine karşı çıkan, bilimi ısrarla reddeden, transhümanizm hareketinin tam olarak tanımını bile bilmeden bunun üzerine komplo teorileri üretip halkın kafasını bulandıran birtakım kesimler mevcut. Bu kesimlerin sonu, insanlık belki de Kardashev Cetvelinde 2. seviyeye ulaşana kadar gelmeyecektir. Ama bizler sorgu ve merakla gelişmeye devam edeceğiz. Örnek vermek gerekirse, bir süre sonra insan nüfusu arttığında dünya gezegeni varlığımızı kaldıramamaya başlayacak. Bunu şimdi bile rahatlıkla görebiliyoruz. İklim değişiklikleri bunun en güzel örneklerinden biridir. Yakın gezegen ve uyduları kolonileştirmeye başladığımız zaman mevcut biyolojik bedenlerimiz (Tardigrada değilseniz) uzayın koşullarını kaldıramayacak, mecburen kendimize destek eklemek zorunda kalacağız. Bu destekler ise muhtemelen yapay zeka ile birlikte transhümanizmi destekler nitelikte olacaktır. Böylelikle Kardashev Cetvelinde Tip-3 uygarlığa daha kolay ulaşabileceğiz. Tabi ki böyle bir uygarlık düzeyine ulaşabilmek için teknolojik gelişimlerin yanı sıra yok etme ve ego gibi ilkel içgüdülerden uzaklaşmalı ve belki de sadece kendimizin yaşamını değil bizimle birlikte bu dünyada var olan başka canlıların da yaşamlarını kolaylaştırabiliriz. 



Yazdıklarımı biraz optimist bulabilirsiniz. Çünkü insanları gözlemlediğimde ortama hakim olan genel yargı, gelecekte değil Kardashev Cetvelinde Tip-3 medeniyet olmayı iki yüzyıl içinde kendilerini yok edecekleri yönünde.

Bir diğer gözlemlediğim mevzu ise bizim aslında teknolojiden değil de kendimizden korkuyor oluşumuz. Biraz araştırmayla tarihte de görebileceğiniz örneklerle birlikte, teknoloji alanındaki bazı buluşlar gücü elinde tutan, bunu amacının dışında kullanan insanlar tarafından suistimal ediliyor. Bunu yapan yine biziz. O zaman neden bizim için bu kadar büyük bir avantajı kendi aleyhimize çeviriyoruz? İnsanlığın gelişimindeki en önemli engel yine insanlığın kendisi midir? Eğer öyleyse bu da yazımın başında belirttiğim gibi artık bizim için faydası olmayan ilkel içgüdülerden, egodan kaynaklanır. Eğer her konuda olması gerektiği gibi kendimizi bu gereksiz duygulardan arındırırsak, henüz neresinde olduğumuzu bilmesek bile eğer gerisindeysek büyük filtreyi aşmamız kesinleşecektir.



-Vera


Popular posts from this blog

Arşiv İncelemesi 1: Electrical Experimenter

Nikola Tesla